11 Ağustos 2016 Perşembe

Türkiye'de Faiz İndirimi Ne Kadar Doğru?

Sayın Cumhurbaşkanımız ve bankalar faiz konusunda bir türlü anlaşamıyorlar.

Bankalar kredi faizlerini Erdoğan’ın uygun gördüğü seviyeye çekmek istemiyorlar. Erdoğan da vatandaşın daha kolay, yani aslında daha az faizle konut satın almasını, iş kurmasını yani bankalardan kredi çekmesini istiyor. Çevrenizde ev satın almak isteyen birileri mutlaka vardır. Evi banka kredisi ile satın almak istiyorlarsa mutlaka ve mutlaka banka faizlerinin yüksek olduğundan şikayet ediyorlardır. Banka kredisi ile ev alırken belli bir ordan peşinatınızın olması gerekliliği, her ev için banka kredisinin çıkmadığını da belirtmek isterim. Dün Erdoğan’ın yaptığı konuşmanın beraberinde 4 tane banka konut kredisi faizlerini yüzde 1’in altına indirmiş durumda.






Tabi faizlerin inmesi ile beraber konut satışlarında da bir artış yaşanacak doğal olarak. Herkesin hayali bir ev satın almak çünkü kiracılık zor. Vatandaş, “yıllardır kira veriyoruz da ne oldu? En azından kredi ile kendi evimi satın alırım, kira yerine ev borcumu öderim” düşüncesinde olduğu için vatandaş açısından olumlu bir gelişme bu. Yalnız benim burada asıl takıldığım nokta insanların daha düşük faizle ev alabilecek olmaları değil. Erdoğan’ın faiz konusuna olan yaklaşımı. Sayın Cumhurbaşkanı dünkü konuşmasında Japonya’da faizlerin ekside, ABD ve Avrupa’da çok düşük olduğunu söyledi. Bu faizleri kendi ülkemizle kıyaslayıp “Onlarda öyle de bizde neden böyle?” diye sordu. Buna kendi yorumumu yapmak istiyorum:

Japonya 2014’te resesyona girdi ve günümüzde de bu resesyon ve yavaş büyüme ya da küçülme durumundan kurtulmaya çalışıyor. Resesyon, makroekonomide 2 ya da daha fazla çeyreklik periyot süresince üst üste negatif büyüme yaşanması yani ekonominin birbirini takip eden çeyreklerde küçülmesi demektir. Ekonomik durgunluktur ve uzun sürerse ekonomik çöküş kaçınılmaz olacaktır. Şu anda halen daha bu sorunla mücadele eden Japonya ekonomisinde faizler ekside tutulmasına rağmen ekonomisinde işe yarar bir canlanma, tüketim olmadığı gibi yatırım da yapılmıyor. Yani bize öğretilen o “faizler düşünce yatırım artar” teorisi yalan. Bizde ekonomik büyüme ekside mi? Hayır. Yatırım yapılıyor mu? Evet. Toplum tüketim yapıyor mu? Evet. Yani biz ne Japonya ile bir tutulabiliriz ne de faizlerimiz.

ABD 2008 krizinin etkilerini üzerinden henüz atmaya çalışıyor. Dünyanın en güçlü ekonomisinin merkez bankası bile faizler konusunda bir karar alırken kırk kere düşünüyor. Yok Brexit, yok tarım dışı istihdam, yok enflasyon, büyüme, işsizlik derken FED duruma bakıyor iyileşme var mı yok mu, faizler artmalı mı artmamalı mı diye… Gündemde neredeyse her gün ABD ekonomisi düzeldi mi, düzelecek mi tarzında haberler oluyor, bu konuşuluyor. Enflasyonları zaten yüzde 3 bile değil. FED bu yıl taş çatlasa bir kere faiz arttırır o da korka korka.

Avrupa’ya gelince… Avrupa 2008 krizinin etkilerini üzerinden atmaya çalışıyor, Avrupa Merkez Bankası gevşetici para politikalarından vazgeçmiş değil çünkü vazgeçebileceği bir ortam yok. Bu defa da Brexit dalgasına yönelik davranmaya çalışıyorlar. Faiz bile indirdiler geçenlerde.

Yani Cumhurbaşkanının bizi kıyasladığı bu ülkelerde deflasyon var. Deflasyon ortamında uygulanacak olan politika genişletici politikadır. Güvercin bakışa mahkum olmuş durumda adamlar. Ama biz? Bizde açıklanan en son enflasyon oranı yüzde 8,79. Merkez Bankasının enflasyon hedefi yüzde 7,50 ancak bu sene yüzde 7.5 enflasyonu görür müyüz kimse bundan umutlu değil. Öte yandan garip garip badireler atlatıyoruz darbe girişimi falan gibi… O kadar kırılgan ve volatil bir ekonomiye sahibiz ki biz, en ufak önemli gevşetmede felaket yaşayabiliriz. Faizlerin düşük olması isteniyorsa o halde bu ülkede şu enflasyon düşürülmeli. Madem diğer ülkelerle kıyaslanıyoruz o halde enflasyonumuz da kıyaslansın, bizdeki enflasyonun onlardan daha yüksek olduğu zaten ortada. Herkeste “faiz düşerse enflasyon düşer” algısı var ama ben tam tersi fikirdeyim. Halkın tasarruf açığına ve doğal olarak cari açık sorununa bir çözüm bulunursa ve enflasyon düşürülürse faizler de zaten düşecektir. Merkez Bankasının bir süredir serbestleşme adı altında faiz koridorunun üst bandında yapıp durduğu bankaları marjinal fonlama faiz oranının düşürülüp yüzde 8,75’e indirilmesi herhalde en çok, bankada mevduatına faiz işleten insanları olumuz etkilemiştir. Faiz indirimleriyle beraber bankalar da mevduata verdikleri faizleri indirdi çünkü. Ben vatandaş olarak “üç kuruş parama bankada faiz işleteyim dedim ama bana yaptığı katkı çok düşük, o halde bu parayı bankada tutmak yerine gidip harcarım daha iyi” şeklinde düşününce hem finansal sisteme yaptığım katkıyı geri çekmiş hem de tüketim çılgınlığına yani tasarruf açığına katkıda bulunmuş oluyorum.

Asgari ücretle çalışan bir insan, ülkede akıllı telefon alımlarında kredi kartına taksit yasağı gelmişken bile bir şekilde gidip tüketici kredisiyle, operatör gibi alternatiflerle iPhone almaya devam ettiği sürece bu ülkede enflasyon nasıl olacak da düşecek ve faizleri de beraberinde düşürecek, cari açığımız azalacak gerçekten merak ediyorum.

Konut kredilerinde faiz indirimine gitmek de bir çeşit gevşemedir. Bu gevşeme başka gevşemeleri de beraberinde getirirse konut meselesinde pek de iyi olmayan durumların ülke ekonomisini ciddi anlamda olumsuz etkilemesi ve beraberinde bir kriz getirmesi imkansız değildir.


Zorunlu Bireysel Emeklilik Kötü Birşey mi?

Son zamanlarda ülkemizin gündemini ciddi anlamda meşgul eden ve birçok vatandaşta kafa karışıklığı yapan bir olay var: Zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi. 45 yaşın altındaki bütün çalışanların otomatik olarak dahil edileceği bu sistem "Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" ismiyle TBMM’de kabul edildi. Yani bu, şu demek: 2017’den itibaren 45 yaşın altında çalışıp da maaş alan herkes bu sisteme otomatik olarak dahil olacak. Sisteme dahil olunca zorunlu BES kapsamında maaşlardan belli bir kesinti yapılarak emeklilik fonuna aktarılmış olacak.


Şimdi “zorunlu” ve “kesinti” kelimelerini aynı cümle içinde duyan vatandaş doğal olarak maaşından kesinti yapılmasını istemediği için buna itiraz etti, tepki gösterdi. E işin içinde bir de zorunlu kelimesi olunca halk bu defa “zorunlu diye birşey mi var kardeşim? Belki ben emekli olmak istemiyorum, belki intihar edeceğim, belki 5 sene sonra öleceğim, kime ne?” tarz cümleler bile kurmaya başladı. Öncelikle şunu belirtelim: Sisteme katılım işveren aracılığyla otomatik olacak ancak siz sisteme dahil olmak istemezseniz 2 ay içinde sistemden çıkma hakkınız var. Kesintiniz de iade edilecek. Yani aslında kimse birşeye zorunlu değil. Ancak emeklilik uzmanları sistemden çıkılmasını tavsiye etmiyor. Şöyle ki, 10 yıl boyunca bu sistemde kalırsanız 10 yıl sonra gerekli şartları sağlamanız halinde emekli maaşı alabileceksiniz. 10 sene sistemde kalıp 56 yaşında sistemden ayrılarak maaşınızı alabileceksiniz. Sistemde kalanlara devlet ilaveleri de olacak. Bu kaynakta yer alan habere göre Tüketici Sorunları Derneği (TÜSODER) Sigorta Komisyonu Başkanı Taner Çağatay şöyle söylemiş:

“Ayda 50 TL yatıran bir kişi senede 600 TL para biriktirmiş olur. Bu da 10 yılda 6.000 TL para yapar. Buna karşın devlet yüzde 25 ilave kendisi için katkı sağlayacak, bu da rakamsal olarak 1.500 lira. Ayrıca devlet otomatik bireysel katılımı teşvik için uzun dönemde sistemde kalacaklar için bin lira ek katkı sağlayacaktır. Elbette ilave olarak fonların getirisi buna eklenecektir. Düşündüğünüz zaman bu tür bir yatırımı başka hiçbir sistem sağlamaz. Dünyada da bunun böyle bir benzeri yoktur. Bankaya bu sistemin dışında gitseniz, 'Ben size ayda 50 liralık hesap açtıracağım ve bu imkanları veriniz.' deseniz, sadece gülümsemeyle karşılaşırsınız."

Ayda 50 TL olarak bahsettiği kişi elbette asgari ücret alan bir çalışan. Ücret yükseldikçe ödenecek prim de yükselecek, doğal olarak emekliliğinizde alacağınız maaş da. SGK’nın emeklilik sisteminde yetersiz kaldığını söylememe gerek yok sanırım. 

Böyle bir uygulamanın ülkemizde yürürlüğe gireceğini öğrendiğimde aklıma gelen ilk yorumum “Hükümet tasarruf açığı sorununu çözmek adına böyle birşeyi devreye sokacak” oldu. Vatandaşın “Ya kardeşim ben zaten kuş kadar maaş alıyorum. Benden bir dünya vergi alıyor devlet. Bir de tutup tasarruf mu edeceğim? Zaten param az!” dediğini duyar gibiyim desem yalan olur duydum çünkü. Bir de şu açıdan bakalım: Kalabalık bir ülkeyiz, emek arzı yani iş gücü çok fazla. Emek arzının böyle yoğun olduğu bir ekonomide ücretler doğal olarak düşük olacaktır. Yani Ahmet bir işi yapmak için 1500 TL istiyorken Mehmet aynı işi 1200’e yapmaya razı gelince işveren Mehmet’i çalıştırmayı tercih ediyor ve ortaya düşük ücretler durumu çıkıyor. 80 milyon nüfuslu bir ülkede, bu kadar çok üniversite mezunu işsiz varken ücretlerin yüksek olmasını beklemek boş bir hayal olur. Geçen sene asgari ücret 1000 TL’nin altındaydı. 

Bu ülkede asgari ücret birden bire 2000 TL’ye çıkamayacağına göre yapılan zamlara, 200-300 liralık artışlarla (ki asgari ücretin 1300 olması bir istisna idi yani her zaman 300 lira artmayacak, daha az artar) alım gücünün yükselmesini beklemek doğru olmaz. Çünkü gelire zam gelince otomatik olarak ekonomideki çoğu şeye de zam geliyor aynı doğrultuda, kiraya, faturalara, pazarda markette satılanlara… Yani bu ülkedeki ücret kuş kadar kalmaya devam edecek gibi görünüyor. Yine de bir şekilde, kuş kadar maaştan kuş kadar da olsa tasarruf edilmesi şarttı. Çünkü ülkede büyüme olsun istiyoruz, ekonomimiz büyüsün istiyoruz, bunun olabilmesi için üretimin artması lazım, üretimin artması için sermaye birikimi lazım, sermaye birikimini de tasarruflarla sağlayacağımıza göre… Damlaya damlaya göl olur atasözüne çıkıyor bu yol biraz da.

İşte burada dilim döndüğünce anlattığım gibi, tasarrufları artırmak için böyle bir uygulamanın yapılacağını da Maliye Bakanı Naci Ağbal destekler nitelikte olarak, bireysel emeklilik sisteminin yaygınlaşmasının tasarrufların ve çalışanların emeklilikteki refah düzeylerinin artırılmasının planlandığını aynı zamanda tasarrufların arttırılmasının da cari açığı düşürücü etki yaratacağını söylemiş.

Tüm bunların yanı sıra vatandaştan toplanan emeklilik primleri fonlarda toplanacağı için finansal sisteme de katkı yapılacağını ekliyor ve yeni uygulamanın ülkemiz ve vatandaşlarımız yani hepimiz için hayırlı olmasını diliyorum.




10 Ağustos 2016 Çarşamba

Yazı Dizisi: KYK'da Topluluklardan Uzak Durmak

Daha önceki ilk iki yazımda KYK yurtlarını genel anlamda tanımlamış ve sistemin nasıl işlediğinden bahsetmiştim. Bu yazımı daha iyi anlayabilmeniz için ilk iki yazımı okumuş olmanız gerekli. Yazılarıma ulaşmak için:

Öncelikle bugün 2016 üniversite yerleştirme sonuçları açıklandı. Üniversiteyi kazanan bütün arkadaşlarımı tebrik ediyorum, başarılar diliyorum ve üniversite hayatına hoş geldiniz diyorum. Yerleşememiş olan arkadaşlara da pes etmemeleri gerektiğini, ek yerleştirmelerde şanslarını denemelerini, bir yıl kaybın insanın koca ömrünün yanında bir hiç olduğunu söylemek isterim. Bu yazımda aslında ilk etapta değil sonraki etaplarda değinmem gereken bir konuya değinmeye karar verdim. Önemli bir mesele olduğu için bir an önce bahsetmek, kendi tavsiyelerimi vermek istiyorum.

Son zamanlarda ülkemizde yaşanan olayları hepimiz biliyoruz. Özellikle genç arkadaşlarımın bu tarz konularda tepkisiz kalmamaları, ülke sorunlarına karşı umursamaz olmamaları bence çok güzel birşey. Bizler genç kitle olarak vatanımıza, egemenliğimize, demokrasimize, Atatürk’ün bize bıraktığı mirasa sahip çıkmaya devam ettiğimiz sürece bu ülkeye hiçbir şeyin olmayacağı da kanıtlanmış oldu diyebilirim. Atatürk’ün de bütün ümidi gençlikti. Cumhuriyetimize sahip çıkmak, demokrasimizi korumak bizim en asil görevlerimizden biridir. İnsanların dini inançlarını kullanarak yapılanan, devletin en önemli makamlarına kadar sızan ve ülkemizi yıkma girişiminde bulunan FETÖ adındaki bu örgütün en çok güvendiği kesim, içine çekmeyi başardığı gençliktir. Bir zamanlar çeşitli çıkarlar ve nedenler doğrultusunda bu ve bunun gibi yapılanmaların bir parçası olmuş ve/veya olmaya devam eden insanların şu an başlarına neler geldiğini her gün haberlerde gözümüzle görüyoruz. İşlerinden oluyorlar, okulları ve işyerleri kapatılıyor, haklarında soruşturmalar başlatılıyor… Bir zamanlar birilerine aldanıp da özellikle kamu sektöründe bir yerlere gelebilmek için bu tarz yapılanmalara katılmış olan insanlar bunun bedelini şimdi ödüyorlar. Bu nedenle yazımda bahsedeceğim konuyu oldukça önemli görüyorum ve bu doğrultuda sizlere tecrübelerime dayanarak tavsiyeler vermek istedim.

FETÖ’nün ülke genelinde okulları, dershaneleri, ev ve yurtları vardı. KYK yurdu için başvuru yapmış olmanız sizin kesinlikle KYK yurduna yerleşeceğiniz anlamına gelmez. KYK’ya yerleşememe ihtimaliniz de vardır. Bu durumda kalacak yer bulma konusunda sıkıntılar çekebilirsiniz. Çok kısa bir döneme kadar, kalacak yer bulma konusunda sıkıntı yaşayan öğrenciler cemaate ait olan ev ve yurtlara yerleştiler. Kimisi gerçekten kalacak yer sıkıntısı çektiği ve ucuz olduğu için, kimisi de bunun bir parçası olmak istediği için bu ev ve yurtlarda kalmaya başladılar. Her ne sebeple olursa olsun yaşamaya başladıkları bu yerler belli bir amaca hizmet ettikleri için öğrencileri özgür bırakmadı. Adı üzerinde, örgüt çünkü. Kime hizmet ettikleri belli. Birçok insanı hayatının en güzel dönemlerini mahvettiler. Katılmaya zorladıkları sohbetleri, koydukları saçma sapan kısıtlamalar, kurallar, düzenledikleri toplantılar, yapmaya çalıştıkları beyin yıkama ve algı operasyonları gibi şeylerde bir sürü genç arkadaşımızı içlerine çektiler, ellerine geçirdiler. Yapılan şeyin dine hizmet etmek dışında her şey olduğu apaçık ortada zaten. Elebaşı şahsiyet hakkında kullandıkları tabirlerden tutun da saçma sapan ikna çabalarına kadar, yaptıkları her şey aydın, zeki, bilimin takipçisi ve modern dünya çocuğu olan genç üniversitelilerin ciddiye almak yerine gülüp geçeceği şeylerdi. Paralel bir şekilde yapılanıp darbe teşebbüsünde bulunmaları da zaten hepinize, hizmet ettikleri şey her ne olursa olsun asla kimsenin peşinden gitmemek gerektiğini, kendi doğrularınızdan ve bilimden ayrılmamanız gerektiğini gözümüze sokuyor zaten. Bugün ben, “Zamanında onların dershanesine gitmiştim, acaba benim hakkımda da soruşturma açılır mı?” diyen insanlarla karşılaşıyorum.

Sadece kendi yurt ve evlerinde yapılansalar yine iyi… Devletin en üst düzey makamlarına sızmış olan insanlar KYK yurtlarına da öğrenci olarak sızmış durumda elbette. Bağlantısı bulunanlar hakkında devlet gerekeni mutlaka yapar ama ben size kendi yaşadıklarımı aktaracak olursam, bunlar KYK’da da toplantılar düzenleyip öğrencileri kendilerine çekmeye çalışıyorlardı. Öğrencilerden bahsediyorum. Düşünsenize, adam KYK’ya yerleşmiş ama hala daha cemaate hizmet ediyor, insan toplamaya çalışıyor, halen bir şeyler dayatma peşinde… Bizi KYK’nın bahçe kapısının önünden çevirip de “Kızlar KYK’dan memnun musunuz? Yemekler kötüymüş galiba. Hem bir odada kaç kişi kalıyorsunuz… “ şeklinde konuşarak kendince cemaat evlerine çekme girişiminde bulunurlardı. Hiç unutmam, henüz birinci sınıftayken kendim gibi birinci sınıf olan bir kız arkadaş beni okula giderken durdurdu. Aramızda geçen konuşma şu şekildeydi:

+Merhaba, KYK’da mı kalıyorsun?
-Merhaba, evet.
+Birinci sınıf mısın?
-Evet, sen?
+Ben de. Ya, şey… Memnun musun KYK’dan?
-Valla henüz yeniyim, alışma sürecindeyim. Başka bir şehir, kalabalık ortama uyum sağlamaya çalışıyorum işte.
+Yemekleri nasıl mesela?
-Fena değil, öyle anlatıldığı gibi yenmeyecek yemekler değil. Hayırdır, neden soruyorsun?
+Ben cemaat evinde kalıyorum da, KYK’da yedeğim ama. (yedek sırası bekliyor) KYK’ya mı geçsem cemaat evinde mi kalsam karar veremedim.
-O evler hakkında pek iyi şeyler duymadım, yedek sıran gelince geç bence.
+Ben de geçmek istiyorum ama ailemin rızası yok… Ailem beni cemaat evine yerleştirdi ama ben rahat değilim. Sohbetler düzenleyip emrivaki yaparak bizi de katıyorlar, bazı yasakları var, giriş çıkış saatleri saçma sapan. Çok sıkıyorlar, akşam saat 7’den sonra dışarı çıkamazsın… Bir de hırsızlık olayı oldu. Dolabımdan param çalınmış.
-Nasıl yani? Dolaplarda kilit yok mu?
+Yok. Yedek sıram biraz geride ama ben çok sıkıldım. Ailem istemiyor devlet yurduna geçmemi, cemaat daha düzgün falan diyorlar. Öyle…
-Bence ne yap et kurtul oradan. Burada kimse kimsenin özgürlüğünü falan kısıtlamaz. Eşyalarımız da kilitli dolaplarımızda duruyor zaten. Oda arkadaşlarınla da uyumlu olursan sıkıntı yaşamazsın, yedek sıranı iyi takip et ama kaçırma.
+Teşekkür ederim.

Kısa konuşmamız burada noktalandı. O arkadaş ne yaptı tam olarak bilmiyorum çünkü bir daha hiç görmedim. Dediğim gibi, bu örgütün parçası olan öğrenciler devlet yurtlarında da kendilerine bir çevre kuruyorlar. Devlet ona burs versin, yurda asil olarak yerleştirsin, her gün karnını doyursun, onlar gün gelsin devleti yıkmaya kalksınlar. Cumhuriyeti tehdit etsinler. Demokrasiyi yok etmeye çalışsınlar… Oh ne ala dünya. En önemli tavsiyem bu yazıdaki: Hangi düşünceye sahip olursanız olun, asla ve asla bu tarz gruplara, tarikatlara, örgütlere katılmayın. Uzak durun! Kaç yaşına gelmişsiniz sonuçta, hepinizin siyasi görüşü vardır ancak bunu ifade edebileceğiniz yer belli: Sandık. Demokrasi ile yaşıyorsak buna uygun davranmamız gerekir. Üniversiteye başlayınca sizin amacınız derslerinizde başarılı olmak, güzel ve temiz sosyal ilişkiler kurmak, kendinizi olumlu anlamda geliştirmek ve vaktiniz dolunca mezun olmaktır. Bizim hizmet etmemiz gereken yer vatanımızdır ve bunu aldığımız eğitim doğrultusunda ülkemiz için çalışarak, ülke ekonomisine katkıda bulunarak sağlayabiliriz. Sizin kimsenin yönlendirmesine, şu partiye oy ver bu parti düşsün önerilerine, zorla ibadet etmeye, hepimiz gibi etten kemikten insan olan birine gereksiz yere minnet duymanıza, tapmanıza ihtiyacınız yok. Üç beş çıkar için geleceğinizi ve bu vatanı yakmaya hiç gerek olduğunu düşünmüyorum. O yüzden söylüyorum, KYK yurtlarında da öğrenciler arasında herhangi bir tarikata sizi çekmeye çalışan insanlarla karşılaşırsanız onlara aldanmayın.

Dikkat etmeniz gereken tek mesele tarikatlar, örgütler değil sadece. Siyasi konuda da dikkatli olmanız gerekiyor çünkü onlar da gruplanıyorlar. Bu tarz gruplara da girmenizi ben tavsiye etmem, bundan dolayı da başınız yanabilir çünkü. Hiç kimse size siyasi görüşünüzü söylemeniz konusunda baskı yapamaz, aynı doğrultuda siz de kimseye siyasi görüş konusunda baskı yapmayın hatta sormayın bile. Böyle konuşuyorum ama gerçek hayatta böyle tıkırında gitmiyor. Bir keresinde seçim zamanı yaklaşırken yurttaki arkadaşlarla konuşuyorduk ve birinci sınıftaki arkadaşlardan bir tanesi açık açık bölücü terör örgütünü savundu. Daha sonra o arkadaş gidip bizi idareye şikayet etmiş benim siyasi görüşümü sordular, laf ettiler diye. Kimse sormamasına rağmen söze kendisi girdiğini unutmuştu belli ki. Ben de açık açık kendisinin bölücülüğü savunduğunu söyledim, aldığım cevap “herkesin siyasi görüşü kendine” oldu idarenin. Siz ne yaparsanız yapın etrafınızdaki insanlar bazı olayları yurdun üst makamlarına çok çarpıtarak taşıyorlar o yüzden bir de kendinizi aklamakla uğraşmayın. Kendi çekirdek arkadaş grubunuzla siyaset konuşabilirsiniz belki ama kalabalık yaşanan ortamlarda bunu yapmanızı tavsiye etmem.


Bir sonraki yazımda görüşmek üzere.

9 Ağustos 2016 Salı

Yazı Dizisi: Sistem Nasıl işliyor?

Bir önceki yazımda KYK yurtları hakkında yüzeysel bilgiler vermiştim. Bu bir yazı dizisi ve bu da ikinci yazım olacak. Bu dizinin ilk yayınını okumadıysanız öncelikle onu okumanızı tavsiye ederim. Bu yazımda ise sizlere KYK yurdunda sistemin nasıl işlediği hakkında bilgiler vereceğim.


Aylık Yurt Ücreti ve Yemekler

Yurt ücretlerinin yurtlara göre değişiklik gösterdiğini, genel ve yüksek ücretli olarak ikiye ayrıldıklarını söylemiştim. 2016 itibari ile genel yurt aylık ücreti 140,00 TL. Yüksek ücretli yurtlar adında yazdığı gibi gerçekten de yüksek sayılabilecek bir ücret almıyorlar bu arada ama 140’tan fazlalar. Aylık yurt ücretleri Türkiye genelindeki tüm Ziraat Bankası ATM’lerinden veya internet şubeden ödeniyor.

KYK yurtlarının temel hizmet amacı, maddi durumu iyi olmayan öğrencilere barınma hizmeti sunmaktır. Bu bağlamda yurtlara asil olarak yerleşen her öğrenciye bütün KYK yurtlarında günlük beslenme yardımı yapılır. Öğrenci başına günlük beslenme yardımı 2016 itibariyle sabah kahvaltısı için 3,00 akşam yemeği için 6,00 TL idi. Peki bu yardımı nasıl kullanıyoruz? Bu sisteme “fiş kullanma” adı veriliyor ve parmak izi sistemiyle takip ediliyor. Benim kaldığım yurtta sabah kahvaltısı için saat 06:00-12:30 arasında 3,00 TL’lik kahvaltı fişimizi kullanıyorduk. Yani kantinden aldığım kahvaltılık malzemelere (peynir, zeytin, ekmek, çay gibi) 3,00 TL’ye kadar cebimden herhangi bir ücret ödemiyor, parmak izimi okutup geçiyordum. 3,00 TL’yi aşması durumunda aşan tutarı kendim ödüyordum. Aynı sistem akşam yemeği için de geçerliydi. 6,00 TL’lik yemek fişimi 16:00-23:00 arası yemekhanede, 6,00 TL’ye kadar olan yemek alımlarımda cebimden ücret ödemeden parmak izimi okutup alabiliyordum. Bu yardım tutarı her sene küçük miktarlarda kurum tarafından artırılıyor. Yani siz yurda ödemiş olduğuz aylık ücreti 270,00 TL olarak geri alıyorsunuz aslında. Sabah kahvaltınız kantinler, akşam yemeğiniz yemekhane tarafından sağlanıyor.

Odalar ve Eşyalarınız

Yurda valizlerinizle geldiğiniz gün size tahsis edilen oda ve yatak numarasına göre odanıza yerleşiyorsunuz. Size 1 numaralı yatak verilmişse 2’ye yerleşemezsiniz aslında, tabi oda arkadaşınızla anlaşırsanız neden olmasın? Ben 4 kişilik odada kaldığımı yazımın başında da belirtmiştim. Valizimi kalacağım odaya çıkardım, içindekileri bana verilen dolaba yerleştirdim, güvenlik görevlisinden aldığım nevresim takımımı yatağıma geçirdim ve böylece yerleşmiş oldum. 4 kişilik odanın dörtte birine sahiptim. Tabi benimki genel yurt olduğu için dolaplar hiçbir zaman bize yetmezdi, dolaplar küçük çünkü. Benim kaldığım yurttaki her odada yatak ve dolaplar haricinde kitaplarımız ve diğer eşyalarımız, montlarımız ve ayakkabılarımızı koymamız için kitaplık-portmanto şeklinde mobilyamız, 2 sandalyeli kare masamız ve sonradan eklenen mini buzdolabımız vardı. Bir şekilde sığmak zorundasınız tabi yüksek ücretli yurtlarda bu durum farklılık gösterdiği için bu konuda sorun yaşamazsınız diye düşünüyorum. Odadan ayrılırken değerli eşyalarınızı açıkta bırakmamalısınız çünkü kazayla oda arkadaşınız bozabilir, zarar verebilir ya da çalınabilir. Dolaplara kendi aldığınız minik asma kilitlerden takmalısınız. Boş valizlerinizi yerleştikten sonra kesinlikle odada tutmayıp valiz odasına teslim etmelisiniz.

İzinler ve Yurda Giriş-Çıkış Saatleri

KYK yurtlarına canınızın istediği saatlerde girip çıkmanız mümkün değildir. Toplu yaşamda düzenin sağlanabilmesi açısından yurt giriş çıkış saatleri belirlenmiştir. Benim kaldığım yurtta yurda gece son giriş saat 23:00’tü. Sabah en erken çıkabileceğiniz saat de 06:00 idi. Giriş ve çıkışlarınız sistemde parmak izi okutma ile takip ediliyor. Yurtların kapılarında özel güvenliklerin bulunduğunu da belirtmeliyim. Yurt sınırları dahiline giriş ile kaldığınız bloka giriş bölümünde güvenlik görevlilileri bulunur ve onların gözetimi altında parmak izinizi okutarak giriş ve çıkış yaparsınız. Böylelikle hangi öğrencinin saat kaçta yurda girip kaçta çıktığı takip edilmiş olur. Yurda giriş yaptığınız takdirde KYK yurdunun sorumluluğu ve güvencesi altındasınız demektir.

Kaldığınız yurttan uzaklaşacağınız yani geceyi yurtta geçirmeyeceğiniz günler için yurttan izin almalısınız. Mesela bu akşam arkadaşınızda kalacaksınız ya da bir haftalığına memleketinize gideceksiniz, izin almalısınız. Yurt memurları izinlerinizi sisteme işleyecek ve izin sürenizden düşecektir. 2016 itibari ile yurtta kalan bir öğrenci için, bir öğretim yılı içinde hafta sonları ve resmi tatiller haricinde 60 gün izin süresi belirlenmiş durumda. Detaylı bilgi için tıklayın 

Yedek Sırası ve Misafirlik

KYK yurdu için başvuru yaptınız fakat asil olarak yerleştirilmediniz, yedek sırasına alındınız, ne yapacaksınız? Bekleyeceksiniz arkadaşlar. Yurtlara öncelikle asil olanlar yerleştirilir, kalan boş yerlere de yedek listesinde bekleyen öğrenciler sıra ile yerleşebilirler. Mesela 50. yedekseniz ve sıranız geldiğinde yerleşmek istiyorsanız, yedek sırası gelenler listelerini (yurt panosuna asılır) iyi takip etmelisiniz ve sıranız geldiğinde gidip kayıt olmalı ve yerleşmelisiniz.

KYK yurtlarında dışarıdan misafir getirip de odada barındırma gibi bir imkan yoktur. Özel yurtların aksine dışarıdan arkadaşınızı bir geceliğıne falan odanızda ağırlayamazsınız. Size verilen odada ve yatakta sizden başkası kalamaz. KYK yurdu öğrencileri ülke genelindeki diğer KYK’ların misafir öğrenci hizmetinden faydalanabilir tabi. Örneğin Mersin’e 2 günlüğüne gidiyorsunuz ve kalacak yeriniz yok. Eğer Mersin’deki KYK yurdunun misafirhanesi müsaitse oradaki yurtta ücret ödemeden kalma hakkınız var tabi bunu önceden o yurdu arayıp doğrulamanız, sorgulamanız yani öğrenmeniz gerekiyor.

Karma Yurtlar

Karma KYK yurtları, kız ve erkek öğrencilerin birlikte kalabildiği yurtlardır. Elbette bir odada kız ve erkek karışık kalma gibi bir durum söz konusu değil ancak kız bloku, erkek bloku, yemekhane, bahçe gibi ortak alanların kız ve erkek öğrencilerin birlikte kullanması durumu söz konusudur bu yurtlarda. Bütün KYK yurtları karma olmadığı gibi bütün yurtlar da sadece kız ya da erkek yurdu şeklinde değildir. Bunun dışında kız yurdunda kadın öğrenciler, erkek yurdunda da erkek öğrenciler barınırlar.

Oda Değiştirme ve Ders Çalışma

KYK yurtlarında yurt idaresine, oda değiştirme talebinde bulunmanız mümkün. Eğer oda arkadaşlarınızla anlaşamazsanız veya oda değişikliği isterseniz, boş yer varsa yönetim bu isteğinizi yerine getirir.

Yüksek ücretli KYK yurtlarındaki odalarda her öğrenciye özel çalışma masası bulunduğunu söylemiştim. Genel yurtlarda da toplu ders çalışma salonları vardır, her katta bulunur.

Genel anlamda yanıtını verdiğim sorular şimdilik bunlar. Merak ettiğiniz sorularınız varsa yorum bölümüne yazabilirsiniz, cevaplarım. Bir sonraki yazıma buradan ulaşabilirsiniz.

Yazı Dizisi: KYK Yurtları Hakkında Temel Bilgiler

KYK Yurtları Hakkında Her Şey adlı bir yazı dizisine başlayacağımı kısa bir süre önce bu blog sitemden duyurmuştum. Bu yayın, yazı dizimin ilk yayını olacak. Bu yazı bir giriş yazısı niteliği taşıyan bir yazı olacak ve yurtlardan yüzeysel olarak bahsedeceğim.


Öncelikle öğrenci yurdunun ne olduğunu kısaca tanımlayayım. Öğrenci yurdu, belli bir idare tarafından yönetilen ve kurallar çerçevesinde sadece öğrencilerin barınmasını sağlayan toplu yaşam alanlarıdır. Ülkemizde devlete ait olan üniversite öğrenci yurtları Kredi ve Yurtlar Kurumunun idaresi ve sorumluluğu altındadır. KYK yurtları ülke genelinde bulunur ve kuruma ait her bir yurt diğerinden farklı olabilir. Yurtlar tek tipte değildir, okula yakınlığından tutun yaşam standartlarına kadar farklılık gösteriri. O nedenle ben bu yazı dizimde kendi kalmış olduğum 4 kişilik odalara sahip olan, Genel Yurt statüsündeki bir KYK’yı baz alacağım.

4 kişilik bir Genel KYK Yurdu
Statü demişken… Ülke genelinde KYK yurtlarına baktığımız zaman yurt hizmetlerinin kalite ve standartlarının son zamanlarda ciddi anlamda yükseltildiğini görmek mümkün. Eskiden devlet yurdu denilince 8-10 kişilik odalar, eski bakımsız binalar, kapısı bile olmayan duşlar, banyosu dahi olmayan yurtlar akla gelirken yeni yurtlarda tek kişilik 5 yıldızlı otel standartlarını aratmayan gayet lüks, bakımlı, güzel ve yeni binalara sahip, oldukça yüksek kapasiteli, fiber hızında internet erişimi bulunduran, restoran standardında yemekhanesi bulunan, yük asansörlü, bir sürü sportif faaliyeti içinde barındıran yurtlar geliyor. Kuruma bağlı bütün yurtların tek tipte olmadığını ifade etmiştim. Genel ve Yüksek Ücretli olarak ikiye ayrılıyor. Genel yurtlar, öğrenciye ekstradan lüks bir hizmet sunmayan ama birçok ihtiyacı karşılayabilen, 4-6-8 kişilik odalara sahip, her katta toplu ders çalışma salonları bulunduran, aylık ücretleri de standart olan yurtlardır. Yüksek ücretli (yarı özel KYK) yurtlar ise genel yurtlardan farklı olarak 1-2-3 kişilik odalara ve ekstra bazı lüks sayılabilecek imkanlara sahipler. Örneğin bir genel yurtta WC ve banyolar her katta bulunan ve toplu kullanıma uygun bir şekilde yapılmış iken yüksek ücretli yurtlarda odaların içindedir. 

Yüksek ücretli bir KYK yurdu
Yüksek ücretlilerde her öğrenci için kişisel çalışma masası odalarının içinde mevcuttur. Genel yurtlarda TV izlemek isterseniz topluca TV izlenilen kantinlere gitmeniz gerekir, yüksek ücretlilerde her odada plazma TV bulunur. Genel yurtlarda yataklar baza özelliği taşımıyorken yüksek ücretli yurtlarda yataklar baza şeklindedir, fazlalık eşyalar için bazalar kullanılabilir. Daha birçok yönden hizmet ve imkan farklılıkları gösterir. Ancak ister genel yurt olsun isterse yüksek standartlı yurt olsun, yurt barınma hizmetlerinin kurum tarafından iyileştirilmesine yönelik hizmetlerin sağlanmakta olduğunu ve sağlanmaya devam edeceği konusunda sizi temin ederim. Benim dönemime denk gelen bana göre oldukça ciddi ve gerekli olan şeylerin düzeltildiğini söylemeliyim. Ben 2012 sonbaharında yurda yerleştiğimde yurdun sağladığı internet çok sıkıntılıydı. İnternet çok büyük problemdi yani. Bir internet kafesi vardı, buradan ücret karşılığında alırdık ve kafenin uzağında hayatta çekmezdi, kullanamazdık. Üstelik kullanmadan biterdi, verdiğimiz ücret karşılığında ne aldığımızı bile bilmezdik. Bugün operatörden belli bir para karşılığında belli bir kotada internet alıyoruz ya hani, mesela 1 GB=10 TL gibi, işte böyle değildi mesela. Aylarca bunun sıkıntısını çektik ve 2013 ilkbaharında ücretsiz fiber internetleri bağladılar ve bu sorun çözülmüş oldu. Diğeri ise 2014 yılında odalara mini buzdolabı konulması oldu. İlk senemi soğukta durması gereken yiyecek içeceklerimizi saklayacak yerimiz olmadan geçirdim ve odalara buzdolabı konulmasıyla bu sorun çözülmüş oldu. Bunun yanı sıra benim kendi kaldığım yurtta mevcut çamaşırhane sisteminin değiştirilip daha kolay kullanılabilecek bir hale getirilmesi, her odaya kurutmalık verilmesi gibi yenilikler oldu. Bir sonraki sene odalardaki prizlerle alakalı değişiklik yapıldı. Yataklarımızın yanındaki duvarlara çoklu prizler monte edildi böylelikle yerde sürünen uzatma kablolu priz mahkumiyetimiz bitmiş oldu. Son senemde de, koridorlara monte edilmiş olan internet dağıtıcılarını söküp odaların içine yaşıyarak bazı odalardan internetin çekmemesi/çok yavaş olması gibi sorunlar da çözülmüştü. Bunlar yurtta öğrencinin günlük hayatını kolaylaştıran yeniliklerdi.

Yurtlara başvurular ve kayıtlar üniversite tercih sonuçları açıklandıktan kısa süre sonra başlar ve üniversiteler eğitime başlamadan tamamlanmış olur. Ben üniversite kaydım ile yurt kaydımı aynı gün yapmıştım mesela ve kayda ailemle birlikte gitmiştim. Yani üniversite ve yurt kaydına ailenizle birlikte gitmenizde bir sakınca yok, benim gibi birinci sınıflar hep aileleriyle gelmişlerdi. Kayıt esnasında bloklardan ve odalardan birini ziyarete açtıkları için aileniz de kalacağınız yeri sizinle birlikte tam anlamıyla görmüş ve incelemiş olur. Ailesiyle gidene çocuk muamelesi yapılmıyor yani aklınızda bulunsun. Kayıt tamamlandıktan sonra okul başlayınca yurda valizlerinizle birlikte gelip yerleşmesi kalıyor geriye bir tek. Kayıt işlemleri ile ilgili detaylar için tıklayın 

Kyk yurtları hakkındaki bu yüzeysel bilgilerin ardından sistemin nasıl işlediğine dair bilgiler verdiğim, yazı dizimin ikinci yazısını okumak için tıklayın

3 Ağustos 2016 Çarşamba

Yazı Dizisi: KYK Yurtları Hakkında Her Şey



Bugün 2016 yılında üniversiteye gidecek olanlar için tercih döneminin son günüydü. Artık bugün okumak istediğiniz bölümleri ve üniversiteleri ÖSYM’ye bildirmiş durumdasınız. Şimdilik yapılacak şey tercih sonuçlarının açıklanacağı günü heyecanla beklemek. Tercih sonuçları açıklandıktan sonra kimileri üzülecek, kimileri sevinecek. Bakalım okumak istediğiniz bölümlere okumak istediğiniz üniversitelere yerleştirilecek misiniz?


Türkiye’de birçok öğrenci üniversiteyi ailesiyle beraber yaşadığı şehirde değil de başka bir şehirde okuyor. Üniversiteyi ailenin yanında okumak mı yoksa belki de daha önce bir kere bile önünden geçmediğimiz şehirlerde okumak mı daha faydalı konusu her yıl tartışılıyor. Eğer hali hazırda yaşadığınız şehirden farklı bir şehre okumak için gidecekseniz kalacak yer sorunu baş gösterecek.
Biliyorsunuz ki üniversite tercihleri açıklandıktan sonra Kredi ve Yurtlar Kurumunun (KYK) burs, kredi ve yurt başvuru süreci başlamış olacak. Bu süreç içerisinde, okuyacağınız şehirde KYK’ya ait yurtlarda kalmak istiyorsanız başvuru yapmak zorundasınız. Bu başvurunun sonuçları okulların kayıt döneminden kısa bir süre önce açıklanmış olacak. KYK yurtlarında asil veya yedek olarak kalma hakkı kazanıp kazanmadığınız o sonuçlarda belli olacak. Eğer asil olarak KYK yurduna yerleştirilirseniz okulların kayıt döneminde, kalacağınız yurda kayıt yaptırmanız gerekecek. Eğer yedek sırasında beklemeye alındıysanız işiniz biraz zor, okullar eğitime başlamadan önce okuyacağınız şehirde özel yurt, öğrenci evi gibi kalacak bir yer ayarlamalı, bu süre içinde de bir yandan KYK için sıranızın gelip gelmediğini takip etmeniz gerekecek. Yedek sıranızın gelmesi kalmak istediğiniz yurtların kişi sayısına bağlıdır. Kimi öğrencilerin yedek sırası kısa süre içerisinde gelirken kimi öğrencilerin yedek sırası bahar dönemi bitmesine rağmen gelmeyebiliyor.




Yayımlayacağım bu yazı dizisinde bu sene biten ve 4 yıl süren KYK maceramdan kesitler sunacak ve KYK yurtları hakkında sizlere bilgi vereceğim. Daha açık olmak gerekirse asıl hedef kitlem “KYK yurdunda kalabilir miyim, orada yaşayabilir miyim bilmiyorum, merak ediyorum” diyen arkadaşlar. Yazı dizimde bahsedeceğim şeyler yurttan yurda değişkenlik göstermekle beraber yaşanmışlıklara, kazanılmış tecrübelere dayanıyor olacak. Yani bahsedeceğim şeyler elbette sizin kalacağınız KYK yurdunda da olacak, siz de aynı şeyleri yaşayacaksınız anlamına gelmiyor ancak ben sadece sizlere ışık tutabilmesi ve fikir verebilmesi açısından deneyimlerimi ve düşüncelerimi paylaşmak istedim. KYK yurtlarında odanızı başkalarıyla paylaşmak nasıl bir duygu, yaşanabilecek temel sorunlar ve bu sorunların çözümü ne olabilir, hijyen konusunda nasıl bir tutum içinde olmalısınız, diğer insanlarla paylaşım yapmak, kalabalık ortamda uyumak, ders çalışmak, diğer insanlarla anlaşabilmek, kuracağınız arkadaşlıklar, kurmamanız gereken arkadaşlıklar, yurtlarda faaliyet gösterebileceğiniz aktiviteler gibi bir sürü konuya değineceğim. Dört yıllık bu tecrübeyi sizlere olabildiğince objektif, abartısız, olumlu ve olumsuz taraflarını gün yüzüne çıkararak paylaşmayı hedefliyorum. Yarından itibaren yazı dizimi yayımlamaya başlayacağım ve her gün bir konu işleyeceğim. Uzun ancak takip etmesi keyifli bir yazı dizisi olacağının garantisini sizlere verebilirim. Eminim ki tercih sonuçları açıklandıktan sonra birçok arkadaşımın merak edeceği konu KYK yurtları olacak. Sizlerle paylaşacağım bu yazı dizisinin KYK yurtlarında kalacak olan veya o yurtları merak eden kız ve erkek üniversite öğrenci adaylarına geniş kapsamda fikir vermesini ümit ediyorum.


Yazı dizimin ilk bölümünde görüşmek üzere…