10 Ağustos 2016 Çarşamba

Yazı Dizisi: KYK'da Topluluklardan Uzak Durmak

Daha önceki ilk iki yazımda KYK yurtlarını genel anlamda tanımlamış ve sistemin nasıl işlediğinden bahsetmiştim. Bu yazımı daha iyi anlayabilmeniz için ilk iki yazımı okumuş olmanız gerekli. Yazılarıma ulaşmak için:

Öncelikle bugün 2016 üniversite yerleştirme sonuçları açıklandı. Üniversiteyi kazanan bütün arkadaşlarımı tebrik ediyorum, başarılar diliyorum ve üniversite hayatına hoş geldiniz diyorum. Yerleşememiş olan arkadaşlara da pes etmemeleri gerektiğini, ek yerleştirmelerde şanslarını denemelerini, bir yıl kaybın insanın koca ömrünün yanında bir hiç olduğunu söylemek isterim. Bu yazımda aslında ilk etapta değil sonraki etaplarda değinmem gereken bir konuya değinmeye karar verdim. Önemli bir mesele olduğu için bir an önce bahsetmek, kendi tavsiyelerimi vermek istiyorum.

Son zamanlarda ülkemizde yaşanan olayları hepimiz biliyoruz. Özellikle genç arkadaşlarımın bu tarz konularda tepkisiz kalmamaları, ülke sorunlarına karşı umursamaz olmamaları bence çok güzel birşey. Bizler genç kitle olarak vatanımıza, egemenliğimize, demokrasimize, Atatürk’ün bize bıraktığı mirasa sahip çıkmaya devam ettiğimiz sürece bu ülkeye hiçbir şeyin olmayacağı da kanıtlanmış oldu diyebilirim. Atatürk’ün de bütün ümidi gençlikti. Cumhuriyetimize sahip çıkmak, demokrasimizi korumak bizim en asil görevlerimizden biridir. İnsanların dini inançlarını kullanarak yapılanan, devletin en önemli makamlarına kadar sızan ve ülkemizi yıkma girişiminde bulunan FETÖ adındaki bu örgütün en çok güvendiği kesim, içine çekmeyi başardığı gençliktir. Bir zamanlar çeşitli çıkarlar ve nedenler doğrultusunda bu ve bunun gibi yapılanmaların bir parçası olmuş ve/veya olmaya devam eden insanların şu an başlarına neler geldiğini her gün haberlerde gözümüzle görüyoruz. İşlerinden oluyorlar, okulları ve işyerleri kapatılıyor, haklarında soruşturmalar başlatılıyor… Bir zamanlar birilerine aldanıp da özellikle kamu sektöründe bir yerlere gelebilmek için bu tarz yapılanmalara katılmış olan insanlar bunun bedelini şimdi ödüyorlar. Bu nedenle yazımda bahsedeceğim konuyu oldukça önemli görüyorum ve bu doğrultuda sizlere tecrübelerime dayanarak tavsiyeler vermek istedim.

FETÖ’nün ülke genelinde okulları, dershaneleri, ev ve yurtları vardı. KYK yurdu için başvuru yapmış olmanız sizin kesinlikle KYK yurduna yerleşeceğiniz anlamına gelmez. KYK’ya yerleşememe ihtimaliniz de vardır. Bu durumda kalacak yer bulma konusunda sıkıntılar çekebilirsiniz. Çok kısa bir döneme kadar, kalacak yer bulma konusunda sıkıntı yaşayan öğrenciler cemaate ait olan ev ve yurtlara yerleştiler. Kimisi gerçekten kalacak yer sıkıntısı çektiği ve ucuz olduğu için, kimisi de bunun bir parçası olmak istediği için bu ev ve yurtlarda kalmaya başladılar. Her ne sebeple olursa olsun yaşamaya başladıkları bu yerler belli bir amaca hizmet ettikleri için öğrencileri özgür bırakmadı. Adı üzerinde, örgüt çünkü. Kime hizmet ettikleri belli. Birçok insanı hayatının en güzel dönemlerini mahvettiler. Katılmaya zorladıkları sohbetleri, koydukları saçma sapan kısıtlamalar, kurallar, düzenledikleri toplantılar, yapmaya çalıştıkları beyin yıkama ve algı operasyonları gibi şeylerde bir sürü genç arkadaşımızı içlerine çektiler, ellerine geçirdiler. Yapılan şeyin dine hizmet etmek dışında her şey olduğu apaçık ortada zaten. Elebaşı şahsiyet hakkında kullandıkları tabirlerden tutun da saçma sapan ikna çabalarına kadar, yaptıkları her şey aydın, zeki, bilimin takipçisi ve modern dünya çocuğu olan genç üniversitelilerin ciddiye almak yerine gülüp geçeceği şeylerdi. Paralel bir şekilde yapılanıp darbe teşebbüsünde bulunmaları da zaten hepinize, hizmet ettikleri şey her ne olursa olsun asla kimsenin peşinden gitmemek gerektiğini, kendi doğrularınızdan ve bilimden ayrılmamanız gerektiğini gözümüze sokuyor zaten. Bugün ben, “Zamanında onların dershanesine gitmiştim, acaba benim hakkımda da soruşturma açılır mı?” diyen insanlarla karşılaşıyorum.

Sadece kendi yurt ve evlerinde yapılansalar yine iyi… Devletin en üst düzey makamlarına sızmış olan insanlar KYK yurtlarına da öğrenci olarak sızmış durumda elbette. Bağlantısı bulunanlar hakkında devlet gerekeni mutlaka yapar ama ben size kendi yaşadıklarımı aktaracak olursam, bunlar KYK’da da toplantılar düzenleyip öğrencileri kendilerine çekmeye çalışıyorlardı. Öğrencilerden bahsediyorum. Düşünsenize, adam KYK’ya yerleşmiş ama hala daha cemaate hizmet ediyor, insan toplamaya çalışıyor, halen bir şeyler dayatma peşinde… Bizi KYK’nın bahçe kapısının önünden çevirip de “Kızlar KYK’dan memnun musunuz? Yemekler kötüymüş galiba. Hem bir odada kaç kişi kalıyorsunuz… “ şeklinde konuşarak kendince cemaat evlerine çekme girişiminde bulunurlardı. Hiç unutmam, henüz birinci sınıftayken kendim gibi birinci sınıf olan bir kız arkadaş beni okula giderken durdurdu. Aramızda geçen konuşma şu şekildeydi:

+Merhaba, KYK’da mı kalıyorsun?
-Merhaba, evet.
+Birinci sınıf mısın?
-Evet, sen?
+Ben de. Ya, şey… Memnun musun KYK’dan?
-Valla henüz yeniyim, alışma sürecindeyim. Başka bir şehir, kalabalık ortama uyum sağlamaya çalışıyorum işte.
+Yemekleri nasıl mesela?
-Fena değil, öyle anlatıldığı gibi yenmeyecek yemekler değil. Hayırdır, neden soruyorsun?
+Ben cemaat evinde kalıyorum da, KYK’da yedeğim ama. (yedek sırası bekliyor) KYK’ya mı geçsem cemaat evinde mi kalsam karar veremedim.
-O evler hakkında pek iyi şeyler duymadım, yedek sıran gelince geç bence.
+Ben de geçmek istiyorum ama ailemin rızası yok… Ailem beni cemaat evine yerleştirdi ama ben rahat değilim. Sohbetler düzenleyip emrivaki yaparak bizi de katıyorlar, bazı yasakları var, giriş çıkış saatleri saçma sapan. Çok sıkıyorlar, akşam saat 7’den sonra dışarı çıkamazsın… Bir de hırsızlık olayı oldu. Dolabımdan param çalınmış.
-Nasıl yani? Dolaplarda kilit yok mu?
+Yok. Yedek sıram biraz geride ama ben çok sıkıldım. Ailem istemiyor devlet yurduna geçmemi, cemaat daha düzgün falan diyorlar. Öyle…
-Bence ne yap et kurtul oradan. Burada kimse kimsenin özgürlüğünü falan kısıtlamaz. Eşyalarımız da kilitli dolaplarımızda duruyor zaten. Oda arkadaşlarınla da uyumlu olursan sıkıntı yaşamazsın, yedek sıranı iyi takip et ama kaçırma.
+Teşekkür ederim.

Kısa konuşmamız burada noktalandı. O arkadaş ne yaptı tam olarak bilmiyorum çünkü bir daha hiç görmedim. Dediğim gibi, bu örgütün parçası olan öğrenciler devlet yurtlarında da kendilerine bir çevre kuruyorlar. Devlet ona burs versin, yurda asil olarak yerleştirsin, her gün karnını doyursun, onlar gün gelsin devleti yıkmaya kalksınlar. Cumhuriyeti tehdit etsinler. Demokrasiyi yok etmeye çalışsınlar… Oh ne ala dünya. En önemli tavsiyem bu yazıdaki: Hangi düşünceye sahip olursanız olun, asla ve asla bu tarz gruplara, tarikatlara, örgütlere katılmayın. Uzak durun! Kaç yaşına gelmişsiniz sonuçta, hepinizin siyasi görüşü vardır ancak bunu ifade edebileceğiniz yer belli: Sandık. Demokrasi ile yaşıyorsak buna uygun davranmamız gerekir. Üniversiteye başlayınca sizin amacınız derslerinizde başarılı olmak, güzel ve temiz sosyal ilişkiler kurmak, kendinizi olumlu anlamda geliştirmek ve vaktiniz dolunca mezun olmaktır. Bizim hizmet etmemiz gereken yer vatanımızdır ve bunu aldığımız eğitim doğrultusunda ülkemiz için çalışarak, ülke ekonomisine katkıda bulunarak sağlayabiliriz. Sizin kimsenin yönlendirmesine, şu partiye oy ver bu parti düşsün önerilerine, zorla ibadet etmeye, hepimiz gibi etten kemikten insan olan birine gereksiz yere minnet duymanıza, tapmanıza ihtiyacınız yok. Üç beş çıkar için geleceğinizi ve bu vatanı yakmaya hiç gerek olduğunu düşünmüyorum. O yüzden söylüyorum, KYK yurtlarında da öğrenciler arasında herhangi bir tarikata sizi çekmeye çalışan insanlarla karşılaşırsanız onlara aldanmayın.

Dikkat etmeniz gereken tek mesele tarikatlar, örgütler değil sadece. Siyasi konuda da dikkatli olmanız gerekiyor çünkü onlar da gruplanıyorlar. Bu tarz gruplara da girmenizi ben tavsiye etmem, bundan dolayı da başınız yanabilir çünkü. Hiç kimse size siyasi görüşünüzü söylemeniz konusunda baskı yapamaz, aynı doğrultuda siz de kimseye siyasi görüş konusunda baskı yapmayın hatta sormayın bile. Böyle konuşuyorum ama gerçek hayatta böyle tıkırında gitmiyor. Bir keresinde seçim zamanı yaklaşırken yurttaki arkadaşlarla konuşuyorduk ve birinci sınıftaki arkadaşlardan bir tanesi açık açık bölücü terör örgütünü savundu. Daha sonra o arkadaş gidip bizi idareye şikayet etmiş benim siyasi görüşümü sordular, laf ettiler diye. Kimse sormamasına rağmen söze kendisi girdiğini unutmuştu belli ki. Ben de açık açık kendisinin bölücülüğü savunduğunu söyledim, aldığım cevap “herkesin siyasi görüşü kendine” oldu idarenin. Siz ne yaparsanız yapın etrafınızdaki insanlar bazı olayları yurdun üst makamlarına çok çarpıtarak taşıyorlar o yüzden bir de kendinizi aklamakla uğraşmayın. Kendi çekirdek arkadaş grubunuzla siyaset konuşabilirsiniz belki ama kalabalık yaşanan ortamlarda bunu yapmanızı tavsiye etmem.


Bir sonraki yazımda görüşmek üzere.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder