Daha
önceki ilk iki yazımda KYK yurtlarını genel anlamda tanımlamış ve sistemin
nasıl işlediğinden bahsetmiştim. Bu yazımı daha iyi anlayabilmeniz için ilk iki
yazımı okumuş olmanız gerekli. Yazılarıma ulaşmak için:
Öncelikle
bugün 2016 üniversite yerleştirme sonuçları açıklandı. Üniversiteyi kazanan
bütün arkadaşlarımı tebrik ediyorum, başarılar diliyorum ve üniversite hayatına
hoş geldiniz diyorum. Yerleşememiş olan arkadaşlara da pes etmemeleri
gerektiğini, ek yerleştirmelerde şanslarını denemelerini, bir yıl kaybın
insanın koca ömrünün yanında bir hiç olduğunu söylemek isterim. Bu yazımda
aslında ilk etapta değil sonraki etaplarda değinmem gereken bir konuya
değinmeye karar verdim. Önemli bir mesele olduğu için bir an önce bahsetmek,
kendi tavsiyelerimi vermek istiyorum.
Son
zamanlarda ülkemizde yaşanan olayları hepimiz biliyoruz. Özellikle genç
arkadaşlarımın bu tarz konularda tepkisiz kalmamaları, ülke sorunlarına karşı
umursamaz olmamaları bence çok güzel birşey. Bizler genç kitle olarak
vatanımıza, egemenliğimize, demokrasimize, Atatürk’ün bize bıraktığı mirasa
sahip çıkmaya devam ettiğimiz sürece bu ülkeye hiçbir şeyin olmayacağı da
kanıtlanmış oldu diyebilirim. Atatürk’ün de bütün ümidi gençlikti.
Cumhuriyetimize sahip çıkmak, demokrasimizi korumak bizim en asil görevlerimizden
biridir. İnsanların dini inançlarını kullanarak yapılanan, devletin en önemli
makamlarına kadar sızan ve ülkemizi yıkma girişiminde bulunan FETÖ adındaki bu
örgütün en çok güvendiği kesim, içine çekmeyi başardığı gençliktir. Bir
zamanlar çeşitli çıkarlar ve nedenler doğrultusunda bu ve bunun gibi
yapılanmaların bir parçası olmuş ve/veya olmaya devam eden insanların şu an
başlarına neler geldiğini her gün haberlerde gözümüzle görüyoruz. İşlerinden
oluyorlar, okulları ve işyerleri kapatılıyor, haklarında soruşturmalar
başlatılıyor… Bir zamanlar birilerine aldanıp da özellikle kamu sektöründe bir
yerlere gelebilmek için bu tarz yapılanmalara katılmış olan insanlar bunun
bedelini şimdi ödüyorlar. Bu nedenle yazımda bahsedeceğim konuyu oldukça önemli
görüyorum ve bu doğrultuda sizlere tecrübelerime dayanarak tavsiyeler vermek
istedim.
FETÖ’nün
ülke genelinde okulları, dershaneleri, ev ve yurtları vardı. KYK yurdu için
başvuru yapmış olmanız sizin kesinlikle KYK yurduna yerleşeceğiniz anlamına
gelmez. KYK’ya yerleşememe ihtimaliniz de vardır. Bu durumda kalacak yer bulma
konusunda sıkıntılar çekebilirsiniz. Çok kısa bir döneme kadar, kalacak yer
bulma konusunda sıkıntı yaşayan öğrenciler cemaate ait olan ev ve yurtlara
yerleştiler. Kimisi gerçekten kalacak yer sıkıntısı çektiği ve ucuz olduğu
için, kimisi de bunun bir parçası olmak istediği için bu ev ve yurtlarda
kalmaya başladılar. Her ne sebeple olursa olsun yaşamaya başladıkları bu yerler
belli bir amaca hizmet ettikleri için öğrencileri özgür bırakmadı. Adı
üzerinde, örgüt çünkü. Kime hizmet ettikleri belli. Birçok insanı hayatının en
güzel dönemlerini mahvettiler. Katılmaya zorladıkları sohbetleri, koydukları
saçma sapan kısıtlamalar, kurallar, düzenledikleri toplantılar, yapmaya
çalıştıkları beyin yıkama ve algı operasyonları gibi şeylerde bir sürü genç
arkadaşımızı içlerine çektiler, ellerine geçirdiler. Yapılan şeyin dine hizmet
etmek dışında her şey olduğu apaçık ortada zaten. Elebaşı şahsiyet hakkında
kullandıkları tabirlerden tutun da saçma sapan ikna çabalarına kadar,
yaptıkları her şey aydın, zeki, bilimin takipçisi ve modern dünya çocuğu olan
genç üniversitelilerin ciddiye almak yerine gülüp geçeceği şeylerdi. Paralel
bir şekilde yapılanıp darbe teşebbüsünde bulunmaları da zaten hepinize, hizmet
ettikleri şey her ne olursa olsun asla kimsenin peşinden gitmemek gerektiğini,
kendi doğrularınızdan ve bilimden ayrılmamanız gerektiğini gözümüze sokuyor
zaten. Bugün ben, “Zamanında onların dershanesine gitmiştim, acaba benim
hakkımda da soruşturma açılır mı?” diyen insanlarla karşılaşıyorum.
Sadece
kendi yurt ve evlerinde yapılansalar yine iyi… Devletin en üst düzey
makamlarına sızmış olan insanlar KYK yurtlarına da öğrenci olarak sızmış
durumda elbette. Bağlantısı bulunanlar hakkında devlet gerekeni mutlaka yapar
ama ben size kendi yaşadıklarımı aktaracak olursam, bunlar KYK’da da
toplantılar düzenleyip öğrencileri kendilerine çekmeye çalışıyorlardı. Öğrencilerden
bahsediyorum. Düşünsenize, adam KYK’ya yerleşmiş ama hala daha cemaate hizmet
ediyor, insan toplamaya çalışıyor, halen bir şeyler dayatma peşinde… Bizi KYK’nın
bahçe kapısının önünden çevirip de “Kızlar KYK’dan memnun musunuz? Yemekler
kötüymüş galiba. Hem bir odada kaç kişi kalıyorsunuz… “ şeklinde konuşarak
kendince cemaat evlerine çekme girişiminde bulunurlardı. Hiç unutmam, henüz
birinci sınıftayken kendim gibi birinci sınıf olan bir kız arkadaş beni okula
giderken durdurdu. Aramızda geçen konuşma şu şekildeydi:
+Merhaba,
KYK’da mı kalıyorsun?
-Merhaba,
evet.
+Birinci
sınıf mısın?
-Evet,
sen?
+Ben de.
Ya, şey… Memnun musun KYK’dan?
-Valla
henüz yeniyim, alışma sürecindeyim. Başka bir şehir, kalabalık ortama uyum
sağlamaya çalışıyorum işte.
+Yemekleri
nasıl mesela?
-Fena
değil, öyle anlatıldığı gibi yenmeyecek yemekler değil. Hayırdır, neden
soruyorsun?
+Ben
cemaat evinde kalıyorum da, KYK’da yedeğim ama. (yedek sırası bekliyor) KYK’ya
mı geçsem cemaat evinde mi kalsam karar veremedim.
-O evler
hakkında pek iyi şeyler duymadım, yedek sıran gelince geç bence.
+Ben de
geçmek istiyorum ama ailemin rızası yok… Ailem beni cemaat evine yerleştirdi
ama ben rahat değilim. Sohbetler düzenleyip emrivaki yaparak bizi de
katıyorlar, bazı yasakları var, giriş çıkış saatleri saçma sapan. Çok
sıkıyorlar, akşam saat 7’den sonra dışarı çıkamazsın… Bir de hırsızlık olayı
oldu. Dolabımdan param çalınmış.
-Nasıl
yani? Dolaplarda kilit yok mu?
+Yok.
Yedek sıram biraz geride ama ben çok sıkıldım. Ailem istemiyor devlet yurduna
geçmemi, cemaat daha düzgün falan diyorlar. Öyle…
-Bence ne
yap et kurtul oradan. Burada kimse kimsenin özgürlüğünü falan kısıtlamaz. Eşyalarımız
da kilitli dolaplarımızda duruyor zaten. Oda arkadaşlarınla da uyumlu olursan
sıkıntı yaşamazsın, yedek sıranı iyi takip et ama kaçırma.
+Teşekkür
ederim.
Kısa
konuşmamız burada noktalandı. O arkadaş ne yaptı tam olarak bilmiyorum çünkü
bir daha hiç görmedim. Dediğim gibi, bu örgütün parçası olan öğrenciler devlet
yurtlarında da kendilerine bir çevre kuruyorlar. Devlet ona burs versin, yurda
asil olarak yerleştirsin, her gün karnını doyursun, onlar gün gelsin devleti
yıkmaya kalksınlar. Cumhuriyeti tehdit etsinler. Demokrasiyi yok etmeye
çalışsınlar… Oh ne ala dünya. En önemli tavsiyem bu yazıdaki: Hangi düşünceye
sahip olursanız olun, asla ve asla bu tarz gruplara, tarikatlara, örgütlere
katılmayın. Uzak durun! Kaç yaşına gelmişsiniz sonuçta, hepinizin siyasi görüşü
vardır ancak bunu ifade edebileceğiniz yer belli: Sandık. Demokrasi ile
yaşıyorsak buna uygun davranmamız gerekir. Üniversiteye başlayınca sizin
amacınız derslerinizde başarılı olmak, güzel ve temiz sosyal ilişkiler kurmak,
kendinizi olumlu anlamda geliştirmek ve vaktiniz dolunca mezun olmaktır. Bizim
hizmet etmemiz gereken yer vatanımızdır ve bunu aldığımız eğitim doğrultusunda
ülkemiz için çalışarak, ülke ekonomisine katkıda bulunarak sağlayabiliriz.
Sizin kimsenin yönlendirmesine, şu partiye oy ver bu parti düşsün önerilerine,
zorla ibadet etmeye, hepimiz gibi etten kemikten insan olan birine gereksiz
yere minnet duymanıza, tapmanıza ihtiyacınız yok. Üç beş çıkar için
geleceğinizi ve bu vatanı yakmaya hiç gerek olduğunu düşünmüyorum. O yüzden
söylüyorum, KYK yurtlarında da öğrenciler arasında herhangi bir tarikata sizi
çekmeye çalışan insanlarla karşılaşırsanız onlara aldanmayın.
Dikkat
etmeniz gereken tek mesele tarikatlar, örgütler değil sadece. Siyasi konuda da
dikkatli olmanız gerekiyor çünkü onlar da gruplanıyorlar. Bu tarz gruplara da
girmenizi ben tavsiye etmem, bundan dolayı da başınız yanabilir çünkü. Hiç
kimse size siyasi görüşünüzü söylemeniz konusunda baskı yapamaz, aynı
doğrultuda siz de kimseye siyasi görüş konusunda baskı yapmayın hatta sormayın
bile. Böyle konuşuyorum ama gerçek hayatta böyle tıkırında gitmiyor. Bir
keresinde seçim zamanı yaklaşırken yurttaki arkadaşlarla konuşuyorduk ve
birinci sınıftaki arkadaşlardan bir tanesi açık açık bölücü terör örgütünü
savundu. Daha sonra o arkadaş gidip bizi idareye şikayet etmiş benim siyasi
görüşümü sordular, laf ettiler diye. Kimse sormamasına rağmen söze kendisi
girdiğini unutmuştu belli ki. Ben de açık açık kendisinin bölücülüğü
savunduğunu söyledim, aldığım cevap “herkesin siyasi görüşü kendine” oldu
idarenin. Siz ne yaparsanız yapın etrafınızdaki insanlar bazı olayları yurdun
üst makamlarına çok çarpıtarak taşıyorlar o yüzden bir de kendinizi aklamakla
uğraşmayın. Kendi çekirdek arkadaş grubunuzla siyaset konuşabilirsiniz belki
ama kalabalık yaşanan ortamlarda bunu yapmanızı tavsiye etmem.
Bir
sonraki yazımda görüşmek üzere.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder